Heykel nedir?

Güzel sanatların bir kolu olan «heykelcilik» alanında yapılan eserlerdir. Heykelciler mermer, tahta, demir, alçı gibi maddelerden ya tabiattaki bir cismin benzerini yapar, ya da yine bu maddeler yardımıyla bir fikri canlandırırlar. Heykellerin en büyük özelliklerinden biri üç boyutlu olmalarıdır. Bu bakımdan kabartmalar gerçek heykel sayılmaz.

Heykelcilik, insanların uğraştığı en eski sanat kollarından biridir. Önceleri heykeller yalnız dini esaslara bağlı olarak yapılırdı. Bunlar tanrı heykelleriydi. Bulunan ilk heykellerin M.Ö. 40.000 ve 30.000 yıllarına ait olduğu tahmin edilmektedir. Şişmanca kadınları temsil eden bu kaba saba heykellerin bereket tanrıları olduğu tahmin edilmektedir. Eski Mısırlılar zamanında heykelcilik çok ileri gitmişti. Mısırlılar çok çeşitli tanrılarını başarılı heykellerle canlandırırdı. Bu tanrıların çoğu insan vücutlu, hayvan başlı olurdu. Sümerler ve Hititler de heykelciliğe büyük önem verirlerdi.

Heykelcilik eski Yunan medeniyeti devrinde altın devrine ulaştı denilebilir. Yunan heykelciliği:

1. Arkaik Devir (M.Ö. 5. yüzyıla kadar),
2. Klasik Devir (M.Ö. 5. yüzyıldan 4. yüzyıla kadar)
3. Helenistik Devir (M.Ö. 4. yüzyıldan 1. yüzyıla kadar), olmak üzere üçe ayrılır,

Bugün bütün dünya müzelerini süsleyen heykellerin çoğu Klasik Devirde yapılmıştır. Bu heykellerin arasında Lizippos, Phidias gibi sanatkarların eserlerini, Paris'teki Milo Venüsü'nü sayabiliriz. Etrüskler ve onlardan sonra İtalya'da medeniyet kuran Romalılar da heykelciliğe önem vermişlerdir. Romalılar'ın heykellerinin büyük bir kısmı ekonomik ve askeri konularda olurdu. Heykelcilik Rönesansla beraber Batı'da büyük bir önem kazandı. Michelangelo ölümsüz eserler verdi. Çağdaş heykelcilik büyük Fransız sanatkarı Rodin'le başlar. Heykele mana ve ruh kazandıran Rodin'dir. Bugün Alberto Giacometti, Henry Moore ünlü heykelcilerdir.

heykel

Heykel, Türkler'de çok eski çağlardan beri biliniyor ve yapılıyordu. Orta Asya'da yaşayan Türkler'in ölülerine diktikleri «balbal» lar ayrıntıları az belirli heykellerdi. İslamiyet’in kabulünden sonra heykelcilik çok geriledi. Ama yine de büsbütün unutulmadı. Selçuklular ‘da insan heykel ve kabartmalarına rastlanır. Türkiye'de heykelciliğin yeniden canlanması Sanayi-İ Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi)'nin kurulmasıyla başlar.

Sultan Abdülaziz bu Sanatı teşvik için kendi heykelini yaptırdık Daha sonra Türkiye'de de heykelcilik gelişti ve bu alanda ileri görüşlü Türk sanatçıları yetişti. Eski Afrika, Amerika ve Asya’da da heykelcilik vardı. Afrika'da zenciler putlar yapıyordu. Amerika'daki Toltek ve Aztek sanatının yarattığı heykeller vardı. Çin ve Hindistan'da da yine din esasına bağlı olmak üzere heykeller yapılıyordu.

Heykelin tarihçesi

Heykel ve heykelciliğin tarihi eski zamanlara kadar uzanır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, maden gibi çok çeşitli malzemelerden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır. Bunlar ve diğer heykeller üzerinde yapılan incelemelerden, heykellerin büyük bir kısmının çeşitli kavimlerin ilah olarak tanıdıkları varlıkları tasvir ettikleri, bazılarının kral-kraliçe gibi hükümdar ailelerini, kahramanları ve kahramanlık olaylarını, bilim, sanat ve sporda meşhur olmuş kimseleri, bir kısmının da çeşitli insan ve hayvanları tasvir ettikleri anlaşılmıştır. Tarihi araştırmalar, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında herhangi bir netice vermemektedir.

Tarihi çok eski olduğu bilinen heykel ve heykelciliği bu derece yaygınlaştıran asıl sebep, inançtır. Çeşitli devirlerde yaşamış insanların tapındıkları ve ilah tanıdıkları şeylerin ağaç, taş, maden üzerine işlemeleri ve ibadetlerini bunlara karşı yapmaları, heykel ve heykelciliğe cemiyet hayatında geniş yer verilmesine yol açmıştır. İlk çağ topluluklarında sanatçılar genellikle bir geleneği devam ettirir. Ortaya konan eser, toplumun ortak malı olarak kabul edilir. Dolayısıyla eserler sanatçıları değil üretildikleri kavim ve toplulukların adıyla anılırlar.

Tarımsal faaliyetlerin başlamasıyla birlikte, verimsizlik sorununa çare olarak, Magna Mater (Ana Tanrıça) heykelcikleri yapılmıştır. Bu heykelciklerin malzemesi ağaç ya da topraktır. Heykeller genel olarak aynı duruşu sergiler, kişisel özellik taşımazlar. Baş oranları vücudun geneline göre büyüktür. Üç boyutlu heykellerde bile uzuvlar çizilerek gösterilir. Heykel yüzeyleri çizilerek süsleme yoluna gidilir.

Heykel'in sözlükteki anlamı nedir?

Taş, tunç, bakır, kil, alçı gibi maddelerden yontularak, kalıba dökülerek ya da yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen yapıt, yontu.